7 Ekim 2025 Salı

                                        GELECEK DE BİR GÜN GELECEK (III) 

“Ben Hafız, hoş geldiniz. Paşa Bey söz etmişti görüştüreceğinden, tanıştıracağından. Ama çok erken oldu, bugün birden... Hayrolsun diyelim. Bana, Polatlı Tren İstasyonu’nda görüşün dedi. Hava soğuk, inşallah içeride oturacak yer buluruz.”

Yürüdük birlikte başka tek kelime etmeden. Tren İstasyonu’na geldik, içeride kimsecikler yoktu. Oturduk ahşap banklara. Yüzüme baktı uzun uzun, sonra da ellerimin içine ve dışına. Ardından... 

“Paşa Bey’in dediği gibi, kararlı, görü kara, romantik, heyecanlı, sesli düşünen, doğru bildiğinden ayrılmayan, kafaya koyduğunu gerçekleştirmek için ucunda ölüm de olsa giden birisin. İnançlısın, bilinen dindarlardan değilsin. Akşamları, günlük muhasebe yapmadan yatmıyorsun. Az ile yetiniyorsun, gözünde Dünya malı yok. Pek çok kez çok yakınındakilere kendini kullandırmışsın, aldatılabiliyorsun ama aslında aldatıldığını da biliyorsun. Hemen herkeste hakkın var, hak alacağın var, ama senin çok az kişiye hak borcun var. Hipofiz bezin oldukça baskılanmış, eğer baskılanmamış olsaydı seninle buluşmamıza gerek olmazdı. Bu nedenle de düşüncelerin seni daha büyük düşüncelere gark ediyor. Eğer hipofiz bezini kuşatılmışlıktan kurtarırsan kimseye danışmadan, bir şey sormadan gelecekle ilgili pek çok soruya cevap verebilirsin. Şu ana kadar söylediklerime bir itirazın olur mu?” 

Hayır Hafız Bey, dediklerin çok doğru. Hipofiz bezi konusunu ayrıntılı olmasa da biliyorum, ama onu kuşatılmışlıktan nasıl kurtarırım bilemiyorum. Ne yapmam gerekir? 

“Bu güzel bir değerlendirme. Hipofiz bezinin en önemli ve değerli ilaçlarının başında medeniyet dediğimiz ortamın seslerinden arınmış, gece saat 22 den sonra yatacağın ve ışığın tek hüzmesinin dahi içeri sızmayacağı bir ortam olmalı. Odanda ve yakın çevrende elektronik cihaz, elektrik akımı falan olmasın. Bu ilk şart, en az yedi gün bunu yapmalısın. Sonrası için sana bazı reçeteler vereceğim, onları kullanmalısın. Hipofiz bezinin kuşatılmışlıktan kurtuluşu adım adım gelir, belki bir yıl, belki iki yıl. Ancak arınma-hazırlanma esnasında hiç bilinmeyen, alışık olunmayan, misafirlerin olabilir. Bu insan da olur, hayvan da olur, bitki de olur. Halografik bir şeyler bekleme kısa sürede, onlar çok sonraları zuhur eder. Yalnız kaldığında bütün her şeyi kafandan sil ve düşüncelere dal, eskiden yaptıklarını tekrar değerlendir, alacağın kararları ya da yapacağın işleri düşün. Kendini yargıla ve yaptığın hatalar varsa onları nasıl telafi edebileceğini düşün. Bu durumdan da kimseye söz etme. Bazı ayet-i kerimelerin Türkçe karşılıklarını oku, sana bir liste vereceğim onların ne olduğu hakkında. Neler anlatıldığını düşün. Buraya kadar anlattıklarımla ilgili bana sormak istediğin bir şey var mı?” 

Bütün bu anlattıklarınızı az çok biliyorum ama yöntemler hakkında çok bilgim yok. Bütün bunları bana anlatmanızı Paşa Bey neden istemiş olabilir, merakım bu. 

“Farkındayım, gözlerinden ve mimiklerinden aldığım mesaj bu. Sizinle konuşmak kolay, içiniz dışınızda. Ben kendi düşüncemi söyleyebilirim, Paşa Bey bana bu konuda her hangi bir şey söylemedi, telkinde de bulunmadı. Sanırım sizin tek başınıza bir güç olmanızı, kendinize her açıdan yeterli olmanızı, hatta onları dahi muhtemel sıkıntılar konusunda uyarmanızı istiyor. Kişiliğiniz güçlü ancak romantizm, empati ve merhamet bazı zamanlarda sizi zayıflatıyor. Her ikisi de insanlar için çok değerli nitelikler ama karşınızakiler de insanlarla zaaflarıyla oynayarak kullanmak istiyorlar. Hipofiz bezinin güçlenmesi tefekkür kavramı hipofiz ile düşünmenin ilk adımlarındandır. Eskiden çilehaneler vardı, oraya girenler ellerini eteklerini Dünya’dan çeker ve iç dünyalarını geliştirmeye çalışırlardı. Aslında bu hipofiz bezinin terbiyesiydi. Siz de ilk haftadan sonra yemek ve içmek konusunda dikkatli olacaksınız. Hayvansal ürünler yok, tamamı sebze olacak, meyve, şeker de yemeyin. Her sabah uyandığınızda ki mutaka vücut saatinizi alıştırın, güneş doğmadan önce kalkın, bir bardak oda sıcaklığındaki suya bir tutam kaya tuzu atın, ahşap bir karıştırıcı ile tam karıştırın, sonra da için. Gece yatmadan önce de bunu tekrar edin. Yiyeceklerinizi bir liste halinde size vereceğim. Bu neyin yollarını açar diye soruyorsunuz içinizden.” 

Evet, nereye açılacak bu pencere? 

“Şöyle söylemeliyim, yaratılan her insanın etrafında kiminin adına melek dediği kiminin adını koyamadığı, sorumlu olduğu insanın doğum anından, ölümüne kadar geçen sürede yanında bulunan insan görünümlü olmayan yaratılmışlar vardır. Bunları normal yaşamda ve pek çok insan farketmez, hissetmez ve görmez. Ne zaman ruh bedeni terk eder ve özgürleşir, onu onlar karşılar. Işık da yoktur, karanlık da yoktur, tıpkı zamanın olmadığı gibi. Frekans, titreşim ve enerji her şeyin şifresidir. Ruhu karşıladıktan sonra yaşadığın sürede ne yaptığın ne ettiğin varsa hepsini senin karşına getirirler, unuttukların dahil, iyilikler ve kötülükleri de. İyi yapmana rağmen uzak yerlerde sebep olduğun kötülükler, kötü yapmana rağmen uzak yerlerde sebep olduğun iyilikler her şey, an ve an. Bazı insanlar onlarla yaşarken irtibata geçebilirler, konuşamazlar, görüşemezler ama bir yol ile onlardan yardım alırlar. Onlar genelde üç yol sunarlar, biri takip ettiğin yol, biri takip etmen gereken yol, bir diğeri de hiç bir etkisi olmayan yol. Seçiminle o yollara girer, belki girdiğin yoldan ayrılır bir başkasına geçersin. İşte “kader” çizgisi budur. Ruh bedenden ayrıldıktan sonra karşılaşacağın bu yaratıklar genelde üçtür. Onlardan korkmana gerek yok, çünkü onların yargılama ve ceza verme yetkisi yoktur, onlar kaydedicilerdir. İslam’da her insan için bir münkir ve bir nekirden bahsedilir.  Üçüncü melekten pek söz edilmez, ya da çok az bilinir, koruyucu melekler. Bunlardan biri size çok yakındır. “Melekler korumuş” dedikleri oluşumu icra eden melektir/meleklerdir bu. İslami olarak anlatmam gerekirse böyle anlatabilirim. Onların anlattıklarına itirazın olursa, önünden film şeridi gibi o an akıtılır ve sen görürsün. Derler ya, ölüm anında her şey, doğumundan ölümüne insanın gözü önünde akıtılır diye, aslında o şimdilerde bilgisayarlarda bir programı indirmek ya da elektronik dosyaları kaydetmek istediğinde “loading” yazar ya, o an öyle bir andır. Kayıtlar huzura alınıyordur o anda, sen belli başlı şeyleri görebilirsin, hatırlayabilirsin, ayrıntılar ruh bedenden ayrılınca verilir. Hipofiz bezini sarmaldan kurtarmak için yapacakların inisiye olmak olarak tabir edilen bir aşamadır. İşte hipofiz bezi özgürleşmeye başladığında koruyucu melekler ve onların en yetkini ile temasa geçersin ve ne yapman gerektiğini danışabilirsin. Bu bağlantı, temas aslında telepati, telekinezi olarak tanımlanan kavramlardır. Bir bakıma insanın miracına açılan yoldur. Miraç fiziki bir dolaşım değil tayyi mekan olarak tanımlanabilecek bir oluşumdur. Erginleşmeye açılan yoldur. İşte Paşa Bey size bu yolu açtırmaya-açmaya çalışıyordur sanırım. Yardım almadan, tek başına yaşamanın, yaşatmanın yolunu açmak gibi bir şey. Bu aşamalarda altın kural ise yaşadıklarını, hissettiklerini, aldığın destek ve yardımı kimselere anlatmamaktır.” 

Peki bu süreçte insanlarla olan ilişkilerim ne olmalı? 

“Tamamen iyi bir insan tanımında olduğu gibi olmalı. Yalan söylememek, iftira etmemek, zina yapmamak, canlı öldürmemek, kandırmamak ve yetim-öksüzün hakkına girmemek esasında sürmeli. Hayatında bir gayri müslim kadın var, onunla birlikteliğin şu ana kadar olduğu gibi olmalı. Siz insani kanunlarla belirlenmiş esaslarda evli değilsiniz ama onun hem anası, hem babası, hem de çevresi sizin onunla olan birlikteliğinizi, sizlerin başkaları ile o türde bir birlikteliğiniz olmadığını biliyorlar. Yani onların şahitliği var. Ancak bu süreçte onunla asla cinsel bir yakınlığa girmemelisin Cem kardeş. İçdünyanı özgürleştiremezsin. Hipofiz bezini sarmaldan kurtarmaya başladığında tekrar cinsel yaşama dönebilirsin. Ama o süre çok kısa değil. Açıkçası sana “ölmeden önce ölmelisin” diyorum. Bu tavsiyelerim sana yaşamsal tavsiyelerdir. Çok fazla sorunla, kişiyle, olayla, yapıyla uğraşıyorsun, buradan zarar görmeden çıkabilmen için beyin kullanım kapasiteni artırman gerekiyor.” 

DEVAM EDECEK

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

                                                  KORKULARLA HÜKMETMEK VE KORKULARI KÖRÜKLEMEK -V-   Marika Demir Notu: Cem , her demde ve d...