19 Ekim 2025 Pazar

                                                                ZÜBÜKİSTAN 

Marika Demir Notu: Cem’in bu yazısı da yayınlanmayan, yayınlatılmayanlardan. Gerekçesini yazı içinde zaten kendisi de kısmen açıklamış: Gazetenin başını derde sokmamak için. 

Sevgili dostumun bir kitabı yayınlanmıştı 2008 yılında ancak o kitap aslında gazetedeki makalelerinden oluşan bir kitaptı. “Türkiye” diyemediğinden, dediği taktirde de üzerine çullanacaklarından, bu durumda da gazetenin zor durumda kalabileceğinden kitabın ismini “Cacıkistan” koymuştu; daha doğrusu Orhan SELEN usta teklif etmiş ona. O konuyu aktarırken demiş ki Orhan usta: “Oğlum zorlanma, bu ülke hıyar dolu, Anadolu’da yoğurt da bol. Hıyarları doğra dememe gerek yok, onlar zaten kendilerini doğruyor. Sonuçta cacık hazır, ülkenin büyük bölümünü kaplayacak kadar cacık varsa, ülkenin adı da Cacıkistan olur.” Tabii ki dostum bir de alt isim koydu kitabına, “Eşkıya artık hükümdar.” O kitapta hemen hemen pek çok vatandaşımızın bilmediği, belki de henüz fark edemediği “Eşkıyalığı” anlatmaya çalışmıştı. 

Dahası “Yasin El Kadı’nın MİT tarafından ajan olarak kullanıldığını da aktarmıştı dostum. Kitabın kapağı da muhteşemdi. MİT külliyatı üzerinde “Hamili kart acan yakinimdir” notu vardı. Ve hemen yanında da iki “Matriyoşka”. 

Aradan yaklaşık bir yıl geçti “Cacıkistan “yayınlanalı. Ve ben şimdi el yükseltmek zorundayım. 1995 yılında kaybettiğimiz Aziz NESİN’in eseri ZÜBÜK geldi aklıma. Zübük artık yayınlanmıyor, çünkü zübükler “inhisar” (tekel) yaratmışlar film üzerinde. 

ASLINDA HEPİMİZ BİRAZ DA OLSA ZÜBÜK SAYILIRIZ 

Neden mi? Herkes başını iki elinin arasına alsın ve düşünsün, mümkünse de yalnız başına olduğu bir anda. Düşüncelerinin sonucunu kimseye aktarmasına gerek yok, korkmasın. Ve kendine sorsun “Ben ne kadar zübük sayılırım?” 

Eğer kendi kendine yalan söylemeye kalkmayacak kadar, yani zerre nisabı (oranı) onur kaldıysa aynaya bakamaz. Çünkü aynadaki kendi yansıması “Zübük”ün ta kendisidir. 

Kendine sorduğunda; “Hangi işi doğru yapıyorsun?” diye, cevabı “Hiç bir şeyi” olacaktır. 

“Bu güne kadar kendi menfaatini daha kolay temin etmek için dayı aramadın, dayıya başvurmadın?” diye; genellikle cevap “Hiç bir zaman” olacaktır. 

KDV pazarlığı yapıp, satıcı ile oranını paylaşmayı ne zaman teklif etmedin?” dese, cevap yine “Hiç bir zaman” olacaktır. 

“Sahibi olduğun gayrimenkulün değerini reel değerden göstermeyip, daha düşük değerden göstermediğin bir an oldu mu? Dese, cevap yine “Olmadı” olacaktır. 

“Tavukların hastalandığında onlara antibiyotik verdiğin dönemde elde ettiğin yumurtaları kimseye satmadığın, yok ettiğin oldu mu?” dese, cevap “Olmadı” olacaktır.

“Daha fazla ürün elde etmek adına, pestisit kullanımını abartmadığın, tüketiciyi hatta kendi evladını bile zehirlemekten çekinmediğin bir an oldu mu?” dese, yine cevap “Olmadı” olacaktır. 

Bu örnekleri daha da çoğaltabiliriz.   

Bu arada bazıları diyebilir ki “Bu eylemler dar ve orta gelirlilerin davranışları, peki yüksek gelire sahip olanlar?” Onların neredeyse tamamında zerre insanlık olmadığından, hemen bütün işleri “Zübük”e rahmet okutacak kadar pislikle kaplı. Çünkü onlar küçük zübüklerin, zübükçüklerin kanlarını emerek beslenen “Zübük parazitler.” Onlar bu ülke için askerlik yapmazlar, yapsalar da askerlik yaptıklarına şahit ister. Savaş olsa, savaşa gitmezler. Vatan savunması desen onların “vatan”ı yoktur, “milleti” de yoktur. Bu bir zengin düşmanlığı mı? Değil, ancak sonradan görmeliğin sonucunda oluşan zenginlik söz konusuysa evet. 

Peki biz neden başkalarına “Zübük” deriz? Çünkü o bizlerden daha “Zübük”tür, onu geçememişizdir; ona ulaşamamışızdır da ondan. 

“Zübük” filminin yayınlanmama sebebi ne olabilir? Seyredilmeyeceğindan mi? Hayır, bilakis hemen herkesi ekranlara sinek gibi yapıştırır. Peki neden? Vatandaş izlerse belki siyasi gücü elinde tutanlardan daha “Zübük”lük yapacak başka yolları keşfedebilir, onları da geçebilir diye... 

Ne de olsa “Şeytan”ın görev yapmayı reddettiği bir yer varsa o da “Cacıkistan”, daha doğrusu “Zübükistan”dır. 17 Temmuz 2009

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

                                                  KORKULARLA HÜKMETMEK VE KORKULARI KÖRÜKLEMEK -V-   Marika Demir Notu: Cem , her demde ve d...