14 Kasım 2025 Cuma

                                                  KORKULARLA HÜKMETMEK VE

KORKULARI KÖRÜKLEMEK -III-

 

Marika Demir Notu: Bu yazının ikinci bölümünü yayınladıktan sonra beni ve Cem’i tanıyanlar soru yağmuruna tuttular. Cem ile tanışmamızı ve yaşantımızı yazmam için. İleride belki, çünkü bu yayınlarda dert ben ve Cem’in birlikteliği değil; Cem’in yazdıkları. Başlangıçta bir konuyu belirtmek isterim; bizim ilişkimiz iki farklı cinsin malum ilişkisi değil, biz Cem ile ahretliğiz. Yani kardeşten, karındaştan öte. Bu kararı biz vermedik, bu kararı veren Yaradan.

 

KORKARMIŞ GİBİ YAPIN AMA KORKMAYIN ! 

“Zafer bizim olacak, güzel günlere evrilecek her şey. Avrupa ülkelerinin 300-400 yılda yaşadığını biz 7 yılda yaşadık Merhum ÖZAL döneminde. Kim ne derse desin, Merhum ÖZAL bu ülkeye, bu millete kattıklarının bedelini ödedi, ödettiler. AKP iktidarı ise belki de Avrupa’nın 600-700 yılda yaşayacaklarını bize ne kadar sürede yaşatacak belli değil. Ancak bu süre 25 yılı geçmeyecek diye düşünüyorum. 

Dikkat edersek artık ülkede fişleme yapmaya gerek kalmıyor gün geçtikçe, kim ne mal olduğunu ortaya koyuyor. Belli statü ver rollere getirilecekler için dosya oluşturan 7 şirket işinden oldu. Şimdi bir statü ve role talip olanlar kendi pislik dosyalarını kendileri oluşturuyorlar ve ilgili makama sunuyorlar. Hatta diyorlar ki “Yetmezse kendimi/ailemi biraz daha pisliğe sokup kanıtlarını sunabilirim.” 

Daha öncelerde de söylediğim gibi Tanrı’nın kırbacı, Tanrı’nın kılıcı biziz, Türk Milleti. Bu güne kadar buna ihanet etmedik. Ancak şimdi bize bölgesel değil, küresel bir görev verilecek; bunun için ciddi bir sınavdan geçmemiz gerekiyor. Ve bu aşamada bize bizi sorgulatacak. Başımıza verdiği, daha doğrusu bu (M) illetin layık olduğu bu taşeronlara ne yapıp yapmayacağımızı görecek. - Bu ülkede Millet % 7, İllet ise % 93- Sonra da kendini de reddeden, sahiplerine sadık bu güruha gereğini yapacak. Bir kırılma yaşanacak bu ülkede çok ciddi bir kırılma. Türk Milleti’ni reddedecek kadar fütursuzlaşacak bu işbirlikçilere ibretlik darbeyi vuracak. Çünkü Tanrı bizimle, Kuzey’in Arslanı ile birlikte. Çok mu bekleriz bunun gerçekleşmesi için; ben bu konuda biraz daha sakin değerlendirmeler yapıyorum, çok ciddi bir heyecanla olacakları öne çekme cazibesine kapılmıyorum. 2025 sonu ile 2026 ortası arası büyük tokat gelecek diyorum. Çünkü 2028’de ciddi bir saldırı altına gireceğiz, karşımıza 7 değil 77 düvel geçecek; dizlerimizin üzerine çökebiliriz ama asla yere yapışmayız. Ve 2030’a ayağa kalkar, bize kefen biçenlere biz kefen biçeriz. Altıncı kuşaktan, beşinci kuşaktan kalanlar dahil yedinci kuşağa geçiş bu süreçten sonra yaşanacak. Bilirsin, Hitler İkinci Dünya Savaşı’nda Türkiye’ye saldırılması için hazırlıkları başlatmak istiyor. En yakınındakiler onu uyarıyor, “Yapılacak plan yer yüzündeki son Türk’ü de yok etmeyi de sağlayacaksa tamam ama bir tanesi bile sağ kalırsa, gelir bir şekilde bizi yerle bir eder.” Ve Hitler, bu düşünceden vaz geçiyor. 

Bu gerçekle diyorum ki bizi de tüm insanlık gibi korkutarak sindirmek istiyorlar, KORKMAYALIM. Korku onların en büyük silahı, sakin kalalım, onlar korktuğumuzu sansınlar, en beklemedikleri anda  onlara gereğini yapalım. Hatırlarsın “Metal Fırtına” adlı bir kitap yayınlanmıştı, kitabın fikriyatının büyük bölümü Amerika Birleşik Devletleri Askeri Akademisi West Point’teki bir harp oyunu senaryosudur. Orada ana fikir çok önemlidir; “Türk Milleti içinde bize yakın hatta Türkler için hain olarak adlandırılabilecek kişiler de bir gün vitesten atar, aslına rücu eder ve başımıza bela olur, bütün planlamalarımız alt üst eder, unutmayın.” 

Merhum ÖZAL’ın son Rusya gezisinde birinden söz ediyordu. Çernomirdin ile yaptığı görüşme ile ilgili. “Potin midir, potun mudur nedir biri vardı. Kapıya en yakın oturan Rus ekibinden. Biz Ufuk Ötesi Projemizi paylaştık, Çernomirdin olumsuz tepki vermemişti. Bu sarı, çipil memur dedi ki “Bu proje sizlerin Kızılelmasıysa 2025 yılından sonra Rusya nüfusunun yüzde ellisinden fazlası zaten Türklerden oluşacak, mesele yok; ama bu proje başkasının Kızılelmasıysa o zaman sizi kızıl kanda boğarız.” Şoke oldum. Diplomatik terbiyesizliğin daniskası. O adamı takip edin, ona dikkat edin ve yanlış işler yapıp onu düşman etmeyin.” Ve o adamı artık herkes tanıyor, Rusya Devlet Başkanı hem de ikinci döneminde. Eminim ki o da gelenekçi Ruslardan, yani tarihi geçmiş onun için çok önemli. Çok akıllı, iyi yetiştirilmiş bir Rus Devlet Adamı. Biliyor ki Türk Dünyası çok önemli, Rusya Federasyonu’nun geleceği için vazgeçilmez bir güç. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yöneticilerini değişik zamanlarda sınayacak eğer istediği olumlu dönüşü almazsa had bildirecek, ancak Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne ve Milleti’ne karşı bir eyleme girişmeyecektir. 

Bizim için en önemli mesele, bizi yönetenlerin Cüneyt Zapsu’nun çıkarları için bir avuç fındığa sattığı Türkistanlılara sahip çıkmaktır. Bu konuda Çin’i zorladığımızda yanımızda hiç ummadığımız destekler yer alacaktır. Onların Güneydoğu Asya’da patırtı çıkartacakları günler yakındır, işte o gün biz ayakta ve sağlam duruyor olmalıyız. Dolayısıyla şimdi başımızda olanlarla o günlerde bir şey yapmamız mümkün değil, Tanrı’nın yardımı ile bunlar o günlerde birbirlerine düşmüş, pek çoğu yurtdışına kaçmış, bir kısmı kodeste, bir kısmı da kendi iç çatışmaları ile mezarda olacaklardır.” 

Dostum, öyle şeyler aktarıyorsun ki  ne diyeceğimi şaşırıyorum. Kıdemli ve sırların bir kısmına vakıf bir bürokrat olarak seni nefesimi tutarak dinliyorum. Dahası, dostum sen Türk Silahlı Kuvvetleri’nde hangi toplantılara katıldın da tüm bunlara vakıf oldun, merak ediyorum. Akıllara ziyan şeylerden söz ediyorsun ama bakıyorum desteklerin de çok sağlam. 

“Cem, baştan hemen şunu söyleyeyim, ben Türk Silahlı Kuvvetleri’nde kendi sorumluluk alanımda ve dönemimde hemen tüm plan tatbikatlarına katıldım ama sadece provalarına. Provalardan sonra bacaklarım çimdik yiye yiye renk değiştirirdi, çünkü üst kademenin duymak istemediği gerçekleri dile getirirdim. Gerçek plan tatbikatına katılmama izin verilmez, birliğime işimin başına dönerdim. Bu kadar veri ve analize gelince, çok okudum, çok yaman insanlarla tanıştım, çok farklı görevler yaptım, işten kaçmadım, millet gazinoda pişpirik oynarken ben oyulmayacak kabakları oydum. Bundan dolayı da bela paratoneri gibi oldum. Kafama düşen her yıldırımla başka boyutları görür oldum. Kısacası benim yaşam sürecim ve yaratılış amacım beni bu hale getirdi. Tabii ki ailem, sülalem ve öğretmenlerimin bana katkıları olmasaydı böyle olamazdım.”

 

Cem Asım Yaren

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

                                                  KORKULARLA HÜKMETMEK VE KORKULARI KÖRÜKLEMEK -V-   Marika Demir Notu: Cem , her demde ve d...