7 Kasım 2025 Cuma

 Marika Demir Notu: Cem bana bu olaydan söz etmemişti. Okuduğumda kısmen hayret ettim, kısmen de sanki beklenen bir şeymiş gibi geldi bana. Bu olayın da kamuoyunun hassas insanlarına aktarılması gerektiğine inandım. 

MERVE KAVAKÇI OLAYI 

Anayurt’taki dostum müktesebatı gereği bir ara görev yaptığı kurumdayken çok çarpıcı bir olay yaşamış. Ben duyduğumda inanamadım, daha sonra olaydan bazı farklı statülerdeki yerlerde söz edince dostumun anlattıkları doğrulandı. Bu doğrulanma olayını dostum ile de paylaştım, amacımın doğrulatmak olmadığını özellikle belirttim. Zaten o da üzerinde durmadı. Şimdi size dostumun benimle paylaştığı Merve Kavakçı olayını aktarmak istiyorum. Bu yazıyı muhtemelen gazetede yayınlattırmayacağım ancak geride kalması gereken, bir döneme ait çarpıcı bir olay. 

Dostumun samimi olduğu, Milli Görüş’ün ilk ve halen gönül neferlerinden birinden bir telefon gelir. O kişi dostuma “Mümkünse hemen görüşebilir miyiz? Eğer herhangi bir programın yoksa seni bir dostla tanıştıracağım. Çok önemli bir konu var.” Dostum da telefon eden arkadaşının hatırına “O kim?, Konu nedir?” diye sormamış. O gün akşam üzeri saat 19.00 için randevuşalmışlar. Yıl 1999, aylardan Şubat. 

Dostum randevuya gittiğinde, arkadaşının çok önemli konuyu görüşeceği kişinin Şaban Karataş olduğunu anlar. Hayret eder, TRT (E) Genel Müdürü Şaban Karataş ile ne konuşacaklarını düşünür bir anda, ancak içsel değerlendirmede bir cevap bulamaz. 

Konuya girilir. Şaban Karataş dostuma. “Hocamız (Necmettin Erbakan) bu seçimlerde başı örtülü bir hanım kardeşimizi milletvekili yapmak istiyor. Ancak tepkilerden çekiniyor. Akılcı bir çözüm bulmamız için konuyu bana havale etti. Bu konudaki düşüncenizi almak isterim, mümkünse de uygun aday teklifiniz olabilir mi?” der. Konu oldukça hassastır. Dostum bir hafta süre ister, haftaya aynı gün aynı yerde ve saatte buluşmak üzere sözleşirler. Dostum, bir çalışma yapar ve eşi PKK ile mücadelede şehit olmuş, oğlu ve erkek kardeşi olmayan, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin madalyasını başörtülü olmasına rağmen kendisine tevdi ettikleri, en az lise mezunu ve mümkünse yabancı dil bilen şehit eşlerini belirler. İki subay, iki astsubay eşi vardır listede. Dört aday için gerekli tüm bilgiler de mevcuttur. Aday olarak belirlediği şehit eşleri ile kendisi görüşmez, yakınları ile nabızlarını yoklattırır. Her şey uygundur.   

İkinci görüşme gününde Şaban Karataş’a dört adayın ayrıntılı dosyalarını verir ve seçiminde rol oynayan unsurları sıralar. Şaban Karataş oldukça mutlu olmuştur. Çünkü dostum bu adaylar seçildiklerinde yemin etmek için TBMM’ye giderken eşleri adına kendisine tevdi edilen madalyaları boyunlarına takalarını ve yemin için kürsüye öylece çıkmalarını özellikle belirtir. Şaban Karataş, çok memnun olmuştur ve hemen yanlarından Necmettin Erbakan’dan telefonla randevu alır ve saat 21.00 gibi ayrılır. Dostum, kendisini Şaban Karataş ile görüştüren arkadaşına bu şehit eşlerinin milletvekili seçilmeleri halinde kimleri danışman olarak yanlarına almaları gerektiğini özetleyen bir de yazı verir. Her şey mükemmeldir. 

Aradan bir hafta geçer ve Şaban Karataş  dostumun arkadaşı vasıtası ile aynı yerde buluşmak üzere randevu alır. Dostum görüşmeye gittiğinde Şaban Karataş’ın yüz ifadesinden bazı şeylerin ters gittiğini anlar. Ve Şaban Karataş dostuma: “Necmettin Hocamın size selamı var, teşekkürlerini iletmemi istedi. Seçimleriniz ve teklifleriniz mükemmel. Hocam da çok beğendi. Ancak, bu adaylara içeriden itirazlar oldu. Daha uygun olduğunu düşündükleri üç hanımefendiyi teklif ettiler. Hocam bu konuyu çözer, sizin adaylarınıza öncelik verir diye düşünürken Hocamı bu aralar siyasi açıdan zorlayan ve hatta partiden ayrılmayı bile el altından gündeme getiren gurubun tavrı ağırlık kazandı. Kusura bakmayın, size de zahmetler verdik.” demiş. 

Dostum bana, bu konu ile ilgili olarak iki hususu özellikle belirtti. Dedi ki “Aradan bir hafta geçmedi ki “Merve Kavakçı”nın seçilebilir bir yerden milletvekili adayı, ardından da Mart 1999 başında ABD Vatandaşı olduğunu öğrendim. Merve Kavakçı’yı destekleyip, benim verdiğim listeyi reddettirenlerin kimler olduğu da ortaya çıkmıştı. Bu seçimin arkasında hangi gücün olduğu da.  Dahası bu olayla anladım ki Necmettin Erbakan parti içi kamplaşmaya engel olamıyor, partinin bölünmemesi için de onlara taviz veriyordu.” 

Şaban Karataş o gün yanlarından ayrıldıktan sonra dostum ile arkadaşı baş başa kalmışlar ve arkadaşı dostuma bu gurubun parti içinde gün geçtikçe ağırlık kazanan, kendilerine “Yenilikçiler” diyenler olduğunu belirtmiş. 

Bu anı tarihe emanet. 23 Nisan 2009

 

 

 

    

 

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

                                                  KORKULARLA HÜKMETMEK VE KORKULARI KÖRÜKLEMEK -V-   Marika Demir Notu: Cem , her demde ve d...