KORKULARLA HÜKMETMEK VE
KORKULARI KÖRÜKLEMEK -V-
Marika Demir Notu:Cem, her demde ve dönemde korkuya, korkutulmaya takmış biriydi. Korkusuzdu. 12 Eylül rejimi ve yaltakçıları bizi yerimizden, yurdumuzdan, ocağımızdan söküp attığında aileme sahip çıkarken de korkuya meydan oluyordu ki o dönem Cem çok hassas bir statü ve roldeydi. Her şeyini kaybedebilirdi. Ama şimdi; vefat etmiş olsa bile Anadolu’dan Yunanistan’a gönderilen Mübadil Anadolu’lu insanların bile sevgilisi...
“Cem, kişinin ister dini inancı olsun ister olmasın, ister Ateist olsun, ister Deist, ister Agnostik; kutsal kitaplar (Zebur, Tevrat, İncil, Kur’an) ve kadim tarih kayıtlarına birlikte bakıldığında pek çok açıklamanın ya da metnin gerçeklere yaklaşmanın önünü açtığı inkar edilemez. Siyonizm’in kendine göre dini külliyatında olumlu, olumsuz pek çok şey açıklanmaktadır. Siyonistlerin davranışlarının temelinde dini -tahrif edilmiş/edilmemiş- külliyatlarda zaman zaman yapılan uyarılara Siyonistlerin aksi davranışlarla hareketleri de vardır.
Türk Milleti’nin kurucu babalarına, kurucu kadrolarına, Hatta Diyanet İşleri Başkanı Merhum Rıfat BÖREKÇİ’ye bile ”Yahudi”, “İngiliz uçağı” gibi isnatlar yapan meşrebi, menşei ne idüğü belirsizler aslında asıl faili gizleme gayretindedirler. Ve bunlar mensubu oldukları dinin akidelerinden nasibini almamış bağnaz, cahil yobazlardır. Ve doğal olarak bunları söyleyenlerin kökleri de oldukça şaibelidir. Onlara kendilerinin çokça kullandıkları sıfatlarla “Ermeni”, “Yahudi Dölü” falan demek de abestir çünkü onlar insan bile değiller ki bir millete, bir halka ya da bir dine mensup olsunlar. Onlar Adle Naşit’in, Selim Naşit’in, Lefter Küçükandonyadis’in, Sami Hazinses’in, Cem Karaca’nın, Fedon’un...tuvalette üzerine sifon çektikleri kadar bile olamazlar.
Neyse; yıllardır bu gazetede yazarız İsrail’in ikinci vatan olarak seçtiği yerleri: 1. Kıbrıs, 2. Makedonya, 3. Kırım. Siyonizm oralara gitmeden önce mümkün olduğunca maskeli Yahudileri ve kullanabileceği diğer unsurları ülke yönetimlerine getirirler. Ve iktidara getirdiği bu soysuzların maskeleri düşmesin diye kendilerine saldırmalarına izin verdikleri gibi, saldırı için yol ve yöntem de gösterirler. Konuyu biraz daha açmak adına burada zikretmem gereken bir özlü söz var: Napoleon der ki “Başında bir arslan bulunan koyunlar sürüsünden korktuğum kadar başında bir koyun bulunan arslanlar sürüsünden korkmam.” Bu sözleri Akka Kalesi’nde yaşadığı hezimetten sonra söylediği ifade edilir. Bütün mesele başa arslan görünümlü bir koyun getirmek, bağlılarını da koyunlaştırmaktır.
Şu ana kadar ifade ettiklerim bölük-pörçük gibi gelse de nihayetinde bir oldubittiyi açıklamak için gereklidir. Kendi kutsal metinlerinden Yeremya 4’ten söz etmek istiyorum. İsrailoğullarına hitap ediyor:
“4 Ey sizler, Yahuda halkı ve Yeruşalim'de yaşayanlar,
Kendinizi RAB'be adayın,
Bunu engelleyen her şeyi yüreğinizden uzaklaştırın.
Yoksa yaptığınız kötülüklerden ötürü
Öfkem ateş gibi yağacak,
Her şeyi yiyip bitirecek
Ve söndüren olmayacak.
5 "Yahuda'da duyurun,
Yeruşalim'de ilan edin,
'Ülkede boru çalın!' deyin,
'Toplanın' diye haykırın,
'Surlu kentlere kaçalım!'
6 Siyon'a giden yolu gösteren
Bir işaret koyun!
Güvenliğiniz için kaçın!
Durmayın!
Üzerinize kuzeyden felaket,
Büyük yıkım getirmek üzereyim."
7 Aslan ininden çıktı,
Ulusları yok eden yola koyuldu.
Ülkenizi viran etmek için
Yerinden ayrıldı.
Kentleriniz yerle bir edilecek,
İçlerinde yaşayan kalmayacak.
8 Onun için çula sarının,
Dövünüp haykırın,
Çünkü RAB'bin kızgın öfkesi üzerimizden kalkmadı.
9 "O gün" diyor RAB,
"Kral da önderler de yılacak,
Kâhinler şaşkına dönecek,
Peygamberler donakalacak."
Bu “kutsal metin” satırlarında hem İsrailoğulları’na hem de Kuzeyden gelecek Arslan’a uyarı var. Nasıl mı? Eğer sizler de İsrailoğulları gibi davranırsanız, size de aynı ceza var diyor aslında.
Şu anda ülke yönetiminin İsrailoğullarından ne farkları var, oralara fitne çıkarmak için gelmişler. Tabii ki onların şu anki hal ve gidişatları aslında Cehennem’in kapılarının açılmamış hali; çünkü onlar da seçilmiş-atanmış ve ellerine verilen emirnameleri uyguluyorlar ve daha işin başındalar. Bunlar İsrail’e Kıbrıs’ın da, Anadolu’nun da, Türk Cumhuriyetlerinin de kapısını ardına kadar açmak için görevdeler. Ortadoğu’da bir başka kukla devlet “Kürdistan” kurdurmakla görevlendirildiler. Büyük Ortadoğu Projesi aslında Ön Asya’da İsrail’in güvenliğini sağlamak için üretilen bir projedir. Biri de bu projenin “Eş Başkanı” olmakla övünür.- (İlk kez, 16 Temmuz 2004-Teke Tek Programı)- Şimdi sormak ve doğru cevap almak zamanı; Hangi Türk Devleti’nin başında gerçek bir Türk ve Türklüğü ile övünen, Türk gibi davranan “devlet adamı” var?
Bu tezgahın elemanı olanlar genelde otokrat ya da otokratlaşmış, sonradan görme, türedi olanlardır ve bunlar halklarını/milletlerini kamplaştırarak tepede kalmayı başarırlar ve Siyonizme hatta daha da üst yapı olan Küresel Çete’ye hizmet ederler. Tamamı da başlarında bulundukları ülkelerin, milletlerin, halkların mensubiyetlerinin dışında başka bir soydan ve “dinden” gelirler. Nereden nereye geldik değil mi? İşte devletinin ve bağlılarının bekası için bu durumun farkında olan çevremizdeki tek karşıt lider, Putin’dir. Bilir ki kendi ülkesini çevreleyen ülkelerin devlet ya da hükümet başkanları “Denge politikası” zırvası altında her an başta halklarını/milletlerini, vatanlarını satabilirler. O da oyununu bu tarihsel gerçeğe dayalı olarak, tarihten ders ve ilham alarak kurar. Biz Anayurt’ta İsrail Özel Kuvvetleri’ne eğitim yapmaları için Dip Karpaz bölgesinde araziler tahsis edildi dediğimizde herkes bunun bir komplo teorisi hatta palavra olduğunu düşündü. Ne zaman ki Suriye Arap Cumhuriyeti istihbaratı harekete geçti, o an İsrail’den çıktıktan sonra Larnaka Limanı’na mutlaka uğrayan cruise gemilerinin seferleri durduruldu. Çünkü İsrail personel değişimini cruise gemileri ile turist görünümü altında yerine getirmekteydi. Yine bu gazetede İsrail Hava Kuvvetleri’nin İran Nükleer Tesisleri’ne müdahale provaları yaparken ülkemizin Güney ve Güneydoğu Anadolu sınırlarımızı ve hava sahasını kullandıklarını yazmıştık.Yıl 2007 değil miydi? Bu ve benzeri olaylarda suçlular sadece siviller miydi, hayır; çünkü yönetimler devşirilirken, makamların müessiriyeti göz önüne alınır. Gerektiğinde bir Genel Müdürün bile devşirilmesi ya da devşirilmiş olması gerekebilir.
Enseyi fazlaca karartmayalım. Neden mi? Bugün İsrail hangi devletle savaşırsa savaşsın ya galip gelir ya da üstünlük sağlar, Türkiye hariç. Çünkü hala İsrail’de işyerlerinde ve evlerinde İsrail Bayrağı’ndan daha büyük Türk Bayrağı asanlar var. Türkiye’den söz eden biri -ancak kesinlikle onurlu ve dürüst olup olmadığını test ederek olumlu sonuç alan İsrail vatandaşları - ile karşılaştıklarında evlerinin kapısını ardına kadar açan Türk ve Türkiye aşıkları var İsrail’de.”
Dostum anlatmıştın, bir Özel Harekat timimizi İsrail’den çıkarıp Türkiye’ye ulaştırmak için her şeyi göze alan İsrail’deki Türk ve Türkiye aşıklarını. Çok fazla İsrailoğulları dini külliyatına girmesek de verdiğin iki örnek oldukça doyurucuydu. İsrailliyat Anadolu insanımızın içine öylesine sokulmuş ki, kendini bu ülkeye ait olarak hissedip iyi de bir Müslüman olduğunu zannedenler, bu şer oluşuma en büyük desteği vermekte. Türklere “Ye’cüc-Me’cüc” yakıştırması yapmaktan geri durmayan sapkın Araplar da Hz. Muhammed’in vefatından sonra “Ehl-i Beyt”e saldırdıkları gibi Tanrı’nın kılıcı ve kırbacı, adaletin kılıcı ve kırbacı biz Türklere’de demediklerini ve yapmadıklarını bırakmamışlar. Hatta Türkleri Ye’cüc-Me’cüc olarak nitelendirenlerin önemli bir bölümü de sözde “Hadis” yazarları.
“Evet dostum, aynen böyle. Ve ben derim ya bana Kehf Suresi’nin mealini akla uygun olarak yapan Müslümanı dinlerim diye... Bundan sonra biraz da oraya girelim istersen. Yani "Kıyametin kopacağını bilseniz bile elinizdeki fidanı dikin" hadisinin Ye’cüc-Me’cüc ile ilgisini ve ilintisini. Son olarak şunu söylemek istiyorum, tekrarlıyorum. Korkmayın, korktukça, korktuklarınız üzerinize gelir.”
Devam Edecek